Şiir
Kız olmuştu gül gibi açan Sonra gelin oldu allı pullu Ana oldu rüzgarla yarışan Derken nine oldu saçında aklar Zaman […]
Kız olmuştu gül gibi açan Sonra gelin oldu allı pullu Ana oldu rüzgarla yarışan Derken nine oldu saçında aklar Zaman […]
Çocukluğumun deniz yurdunda Sarışın bir balıkçı Kerim vardı Yaz akşamları balıkçıların dönüşünü beklemek Biz çocuklar için bayramdı Balıkçı Kerim nedendir […]
Cankoparan fırtınası mı gelen Acıları ve umarsızlığıyla Bu kaçıncı bölünüşü yüreğimin Yeniden çoğalmalarda En olmayacak serlerde büyütürüz Sancılı sevgileri Kırgınlık […]
Güneşi çocuklardan öğrenin Ağzı, burnu, kaşı, gözü Güler hep dağ doruklarında Kuşları çocuklardan sorun Her biri güneşten daha kocaman Yerle […]
Kuşların bile uğramadığı Bir adadır yalnızlık Bu ada benim, dört yanım deniz Sevgi ve hüzün yosun saçlı İki kızkardeştir burda […]
Dağlı bir Kalebent’im Bu kentte Suçum büyük müebbetten Yalnız dağlıların bildiği Döğmeler taşırım bedenimde Görenleri ürküten. Yılan büyüleriyle dolaşırım Eski […]
Yanlış zamanları yaşıyoruz seninle Iki tahta kurdu gibi sarılmışken birbirimize Sokaktan tanımadığım gürültüler geçerken Şaşkın bir rüzgar yanlış zamanları esiyor. […]
Kuşları uçarken Çiçekleri başıboş kırlarda sevdim Ne bir kafesim oldu ne de bir saksım Köpeklerim olmadı İnsana bağımlı olduklarından Kedileri […]
Ey yolcu ne zaman Türkü söylesem Allı pullu gelin ederim Ben bu Torosları Rüzgarına reyhan katar Dikenini mor sümbülle bezerim. […]
Atam, Gazi Paşam 1977’den selam ederim, ellerinden öperim Sual edersen memleketten Biz ektiğin bereketli tohumlar Çoğalmadayız bire bin vererekten Varsa […]
– Çiğdem’e- Yine bir eylül bozgunu yüreğim Yağmur saçlım gider olmuş bu ilden Odalarda kokusu dolanır hala Duvarlarda resimleri Bakışlarında […]
Para para ışığa kesmiş Dingin bir sabah denizinin Acır kanat uçları uçamaz martı yavrusu Dalgalar köpük köpük ağlar gözlerinde Ben […]
Benzersiz umarsız Bir bulut indi bahçeme Kırkikindi yağmuruyla Ankara nın Gece gibiydi gözleri Ve kara bir gün gibiydi Çaresiz Gülüşü […]
Akşam gri bır tül gibi iner Hüzün ve hasretin üzerine Sokak hazırdır yorgunluğuyla Gecenin yalnızlığına Gündüzün unuttuğu bir kadın Yaşarken […]
Yorgun sabahlara başlıyoruz Karabasanlı düşlerden En güzel anlar yaşamadığımız Törelere tutsak mı Zaman utanır savrukluğumuzdan Rahatlığımız üçyüz yıl öteye Bilmeyiz […]
Ben o yıkılan kent’ten geliyorum O son taşına kadar yıktığım lanetli kent’ten Gözlerimde tekinsiz karanlıkların kurşun sesini Yüreğimde nefret dolu […]
Acıyla eski dostuz Sevgiye adaklı Yine de yalnız Çıkarım yolculuklara Kendine konuk Bir dağlıyım Ben bu dünyada Torosları boyarım Sabahtan […]
Hiçbir söze sığmıyor şimdi hüzün Uyku sıcağında büyüttük erincimizi Sevgi bir giz gibi belleğimizde Türküler besliyor direncimizi Nerede nasıl başladı […]
Zaman umarsız bir konuktur gözlerimizde Saz başlayınca acılı türkülere İncecik bir ışıktır sevgiyi sevebilmek Bilemedik Gizli gömütler kazdık yüreklerimize Sen […]
Her insan acısıyla birlikte büyür Ben acılarımı avutmak için beşiğimde salladım En büyüğünün benden de umarsız olduğunu bildiğimden İlk umutsuz […]
Gülüşün kalır kapıların ardında Gün başlar bu ince ve kırılgan çizgide Ayrılıkların bir saati ve yüzyılı Bin yıllık destanlarda hep […]
Ne zaman kar yağsa Soğuk bir hüzün umarsız bir acı Gelir çöreklenir sayrılı yüreğime Bak anne kar yağıyor gene Küçükken […]
Hoşça kal eski evim Yeni bir kışı yaşamaya büyük kente gidiyorum Biraz soğuk, biraz kasvet ve hüzün bırakıyorum İlkyazla birlikte […]
Sevgili Zaman, birtürlü güvenemediğim Avuçlarımdan sessizce kayan sevgilim Yine de her şeyimi bilen tek tanığımsın Karun senin adına biriktirdi tüm […]
Yiğitliktir dostlukları büyütmek Besini yürek kanıdır Bir dal menekşedir direncim Açar tüm acımasızlıklara Buğday tarlasında gelinciktir İnadına yeşilin Kırın gözyaşı […]
Kendinden başka bekleyeni olmayan bir yolcuyum Karanlık bir sokağa bakıyorum tedirgin gözlerle Trenim rotarlı bu yüzden vaktinde gelemiyorum Yolcusu ve […]
Tüm İsa’dan önceleri karaladım yıllar önce Tarihleri sultansız, coğrafyaları sınırsız yaptım Nerden nereye vardım bilmiyorum Bin parçaya bölündüm, yalnızdım. Yollar […]
Bir alacalı çocuk gülüşü mü Yoksa bir kırgın bakışı mı Bilemediğimiz Çağlar boyu alıp Vermeyi düşünmediğimiz Bir taşlı okul yolu […]
– Oğlum Yücel’e- Bir deniz gezginiyim ben bu dünyada Yüreğimde arıtılmış sevgileri Yalnızlıkları hep heybemde taşırım Yalandır gözlerimdeki bulutsuz gülüş […]
[özel’e) Duydum geri dönmüşsün sılana Hasta ve çok yorgunmuş hepimize yeten yüreğin. Biz seninle bir zamanlar elele dolaşırken Gez göz […]
Ben bir Tibet büyücüsüyüm Cimrice saklarım heybemde Zamanı ve sevgiyi Tütsüler toplarım Güneşsiz yamaçlardan Dağlılar izimi sürer Göstermeden kendilerini Geceleri […]
Bir dağ türküsü dolanır dilimde Acısı, sevgisi, özlemiyle sen Bozkır süsüm, mor çiçekli deve dikeni Direnci, yalnızlığı, kavgasıyla ben Yaz […]
Hala gece ateşleri yanar Mübarek toroslarda Tevatür eşkıya öyküleri Biraz patlamış mısır kokar Kimse eşkiyaları anlayamaz Benim kadar İnsanın göçebe […]
Geçmiş sulara verdik umutlarımızı Ne başlangıçtır bu ne son Geleceğe dağladık yüzümüzü Bir “ Ankara Hatırası”nda kara çaputa Tüketmedik sevgilerin […]
(Deniz’e masallar IV) Dünyanın bilinmeyen insansız bir adasında Akıllı ve hüzünlü otuzyedi deniz kuşu yaşarmış Masal bu ya gerçekte bu […]
Elimde iğne iplik önümde dikiş kutusu Camda boyaları eskimiş kırık dökük bir yazı -tamirci terzi 24 saat açık – Akşam […]
Bir bulutla sana selam yolladım Gitti karşı dağa takıldı kaldı Düş müsün gerçek misin bilemediğim Adaklım Yolda, belde, köyde, kentte […]
Zamanla bölüşürüz acıları O bir Etrüsk vazosu gibi çatlar Sunak masalarında konuşulur Kadınlığımızın bedeli. Vurur yüreğim en olumsuz tellere Çocuk […]
Uzat ellerini gökyüzüne çocuk Yakala en uzaktaki parlak yıldızı Tutsak et onu gözlerindeki gizemli ışığa Kayıp gitmesin bol yıldızlı bir […]
Ne zaman elimi uzatsam Bir ölü nokta boşlukta Tersine basılmış fotoğraflar gibi Yanlışları yaşamışız bunca yıl Neden uyarmadık birbirimizi Sen […]
Ben tüm kişilerinin Mutsuz olduğu, Bir garip kentin çocuğuyum Yalnızlığım saçaklardan Damlar içime Benim yağmurlarım dinince, Evrenimde toprak kokusu yoktur. […]
– Çiğdem’e- Sen ne kaç tuğlu paşanın kızı Ne de acem sarayına gelin Işıklı alnında ak yazın Güneşi tutan ellerde […]
Leyleklerin gelişiyle birlikte Sırtımda heybem yollardayım gene Artık yerleşik olmak isteyen ben Söz dinletemiyorum içimdeki göçebeye Sırtını dönebilmek yürek ister […]
Bin yıldır yaşarım Ben bu toroslarda Otların ağulusunu Yosunların dermanlısını Dağlılar öğretti bana Tanrıtanımaz Bir eşkıya bilirim Üçgen muskasını Hep […]