Maki
Bir an önce görülsün diye Akdeniz Toroslar’da ağaçlar hep çocuk kalır
Bir an önce görülsün diye Akdeniz Toroslar’da ağaçlar hep çocuk kalır
Yine bir kömür kütürdedi sobada kayıp bir madencinin kalbi rastgeldi atıverdi sıcak odada
Sıralanmış saksılar vardı limana bakan penceremizin önünde ve çiçekler arasında ekmek kırıntıları serpen martı yüzlü bir anne Terasta toplanan kadınlar […]
Gülemedim ki hiç hasta yatağının başucunda haberi bu yüzden yoktur annemin sol yanağımdaki gamzeden Komodinin üstündeki ilaçların sayısı arttıkça kutularından […]
Sevgilim kızma sakın ve lütfen yanlış anlama kırmızı rujunu sürünce paramın yetmediği elma şekerleri geliyor aklıma
Saçak altına sığınmış göçmen kuşun kar tanecikleri arasında düşen beyaz tüyünü de görebilmek İşte sevmek
Dürüst olalım beyler İlk adım sizden Sökün savaş gemilerinden Can simitlerini
İskelenin altına sığınan deniz bırak artık saklanmayı savaş gemileri çoktan geçip gitti…
Çocuk hastanesinin karşısındaki oyuncakçı gün geçtikçe artan kazancı için şükreder Tanrı’ya Yem satan ihtiyarın yıllar önce kanatlarına taş attığını bilmeden […]
Kuru bir ot gibi yaşıyorum gözlerden uzak patika bir yolun kıyısında Tek suçum sap olamamak baltanın kanlı oyunlarına Ama yine […]
Batmak üzere olan bir gemide panik içindeyken herkes ne de çok sevinir ipleri çözülen filika
Mahalledeki en güzel kızın duvara aynasından yansıttığı ışığı nedendir bilmem hep ben yakalardım onca çocuğun elleri arasından.
Pulsuz zarf gibisin üstünde adresi evde kaldın n’aber kız kulesi
Bir dostun sıcaklığına Öylesine Yaslamak istiyorum ki başımı Ya omzunu uzat sevgilim Ya da telleri kopuk Bir kemanı Kanadının altına […]
Telefon santralleri beni sana bağlar sevgilim nükleer santraller ölüme gökyüzünün nerede olduğunu soran bir vapur dumanına yanıt veremiyor hiç kimse […]
Virgül hiç susmayan bir davulun tokmağı çağırır kelimeleri kağıtlardaki düğününe
Antene konan kuşun şiirler yazılı beyaz tüylerinde belli ki konaklamış demirparmaklıklı bir pencere önünde
Şiirden kovduğu uyağın dönüp dolaşıp sonunda mezar taşına konması ne garip: Orhan Veli 1914 – 1950
Her satırı mendireğe dizili karabatağa benzeyen bir mektup bırakarak balıkçı koyundan sisler içinde uzaklaşan kayık gibi bir sabah usulca ayrıldın […]